Wednesday, July 4, 2007

Kör Pencere...




Sağa sola devrilmiş herhangi kelime birikintileri de denizden sayılırsa..
ve kırık dokuk anların dalgalarından dogan kıvılcımlarda ışıktanda sayılırsa..
o zaman geceler ne kadar uzar ne kadr yakamoz delisi olunabilinir değil mi ?
Zengin olan harf karakterlerinin ardında da göğsünü gere gere karakterle durunulabildiği zaman
sahip olmak istenen ya da ait olmak istenenin varlıktan baskası olmadıgı zaman
içimizdeki agzı kanlı o lanetli hayvana tasmayı takıp boynuna telli tasmayı attığımız zaman.. var olana saygımızı var edenden olması gerektiğini unutmadığımız zaman başının ağırlığı dizime ne kadr ağır gelebilir ki ?

Japon efsanelerinin arasında cırpındıkca bir iki ufak yurek o zaman da geceler uzar değil mi ?
hayata dair bakışlar temizlenir değil mi ?


Kimlerin pencereleri açıkken kör ? kimlerin körleri pencere dibinde oturup gün batımını seyredebiliyor ? bir suru soru işaretinin arassında boğulmuş
sahipsiz bir beklentidir tüm bunlar hayata dair ?


Peki ya sonrası ?
yine gun batarken kocaman siyah bulutlar onlardan daha kocaman binaların uzerlerinde peruk gibi durabilecek mi iki kıtanın arasında mekik dokuyan akvaryum isyancısı balıklar malum teknelere göğüs gerebilecek mi ?
Dalıp gitmişken uzaklara ansızın yanında bir ciğer bir yurek titreyetitreye atabilecek mi ?
Peki bu kadar soru benim mi ?
Peki birde alışılagelen gibi şiir yazılabilinir mi ?
karanlık denize ışık tutulabilinir mi ?
hayırlısı be...

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır...

Monday, April 23, 2007

Bazen...





Kimi zaman terketmek istenir ya akıp giden zaman
bu zaman o zamanlardan değil işte..
dondurmak istediğim özlediğim zamanlardan..
belkide fotoğraf tutkusunun teması bu özlenen anları dondurmak
hapsetmek bir dikdörtgenin içine
kimi zaman tatlı bir hapis kimi zamanda "acı"yı hapis
kimi zaman da kaçak gizli bir zamanı hapsetmek
ama kim bilebilecek ki kime göre nedir o dikdortgen..
tüm genler..
cok genler..
köşe genler her ne ise de
ya bazenler ?
kim sahiplenir ?

Friday, April 20, 2007

Kanatabilirsin Ömrümü



Belki de yitip gitmemesi için hayatınhunharca katledildiği bir zaman dilimin arasından ufakta olsa bir dilim cıkartmak arzusu idi aşılan dağlar tepeler gunduzler belki de geceLer.ağır makinelerin hırçın çığlıklarına bir direniçti belkide kapkara olmuş asfaltlar..bir salisenin değerini sadece gümüş madalya alanlar mı bilmeli idi yoksa ay ve gun sayanlar mıbelkide herşey bir fincan kahve ile saklanabilmekti kareli battaniyenin altına .. orda bakıp susakalmaktı ilginç kokulu herhangi bir ülkede ki geceye.belkide aniden yay gibi gerilip vurmaktı engebeli arazileri, camdan piramitleri..hem nereden bileceksin ki ne kadar özlemişsin kocaman güçlü minicik ellerin tenini hem nereden bilebilir ki bir insan 1 dakikanın değerini zaman sayacından başkasının bilebileceğini..belki de eksik bir kaldırım taşının ayagını ıslatmasıdır sade olup gönülden kopan belki de5-7 şarkıdır akıp giden zamanı doldurup hayatı durduran..ve kim bilebilecek kikim vazgeçebilecek ki sessiz kalan bir çığlıktanveya geceye ait bir hazirandan...

Monday, January 29, 2007

Devrik


Kayıp zamanların devrik diktatörleri olarak hakimiyet kuruyoruz kelimelere..
ve anlamı çapraşık cümlelere..
ve Türk Dil Kurumuna inat bir imla yapısı ile
haykırıyoruz sessiz ve yalın çığlıkları...
Hoşbuldum..
Ben Geldim..