
Sağa sola devrilmiş herhangi kelime birikintileri de denizden sayılırsa..
ve kırık dokuk anların dalgalarından dogan kıvılcımlarda ışıktanda sayılırsa..
o zaman geceler ne kadar uzar ne kadr yakamoz delisi olunabilinir değil mi ?
Zengin olan harf karakterlerinin ardında da göğsünü gere gere karakterle durunulabildiği zaman
sahip olmak istenen ya da ait olmak istenenin varlıktan baskası olmadıgı zaman
içimizdeki agzı kanlı o lanetli hayvana tasmayı takıp boynuna telli tasmayı attığımız zaman.. var olana saygımızı var edenden olması gerektiğini unutmadığımız zaman başının ağırlığı dizime ne kadr ağır gelebilir ki ?
Japon efsanelerinin arasında cırpındıkca bir iki ufak yurek o zaman da geceler uzar değil mi ?
hayata dair bakışlar temizlenir değil mi ?
Kimlerin pencereleri açıkken kör ? kimlerin körleri pencere dibinde oturup gün batımını seyredebiliyor ? bir suru soru işaretinin arassında boğulmuş
sahipsiz bir beklentidir tüm bunlar hayata dair ?
Peki ya sonrası ?
yine gun batarken kocaman siyah bulutlar onlardan daha kocaman binaların uzerlerinde peruk gibi durabilecek mi iki kıtanın arasında mekik dokuyan akvaryum isyancısı balıklar malum teknelere göğüs gerebilecek mi ?
Dalıp gitmişken uzaklara ansızın yanında bir ciğer bir yurek titreyetitreye atabilecek mi ?
Peki bu kadar soru benim mi ?
Peki birde alışılagelen gibi şiir yazılabilinir mi ?
karanlık denize ışık tutulabilinir mi ?
hayırlısı be...
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır...



.jpg)