
Kabuklandıkça, kavruklaşıp kavruklaşmadığına anlam veremediğim farklı bir ironinin içerisinde bulunduğumu varsayarak....
Kimin nerede durduğuna ancak yukarıdan bakılabilir dedim, yukarı çıktım suçlu oldum cunku burnum büyüromuş orada durunca, tam karşıya geçtim yüzlerinize bakabilmek için, anti ve muhalif oldum ansızın, en azından sırtınızdan bakayım dedim az kalsın hain ilan edilecektim... Allah'tan erken uyandım. Şimdi ise afedersiniz ama köprünün öbür yanındayım.
"Senin asıl sorunun ne biliyor musun?"la başlayan cümle kuran tüm ruhumun doktoru stajyerlerine içten dileklerimi sunarken, kendimden feragat edip mutlulukları için birazcık terlediğim insanlara da kocaman bi tebessüm ederim. Kapıda gelin karşılaması cıvıklığında, ama aslında kız babasının ciğerindeki o parçalanma kadar acı olan girizgahtan sonrası için bir haritam yok aslında.. o yüzden herkes elindeki fenerle bulacak yolunu, kendine ait kelimeleri...Görecek gözünüz yakacak kibritiniz olduğunu hepimiz biliyoruz. Elma dedim çıkın bakalım..
Armut sesini bekleyen "samimiyet" dolu arkadaşcıklarım zaten saklandığınız yere döktüğüm zift ile sizi görünmez adlettim yakında iletim raporu gelir.
İsyan edip melankoli şarabı ile ıslatılmış kelimelerim yok bu sefer gerci bu seyrusefer temmuzdan beri durmuş halde idi, sanırım o zamandır elma denmesini beklemişim :) kim dedi elma yı biliyor musun ?
Bunu düşünürken sırt çantamın ön cebinde darmadağın olmuş, sapı olmayan bir çiçek buldum. Sanırım bir zamanlar bir güldü. Kurumuş koyu sarı yaprakları benden habersiz bir bir kopmuş. İnsan bunun için ağlar mı? Oturdum ağladım üşenmeden.
*Beceremedim kahkaha atmayı. Yapmacık oldu.
Hoşlanmam yapmacık olmaktan.
Bi'şey anladın mı?
Anlayamazsın.
bu satırların tam anlamı ile yazıp arkasında durmamak için yüreğine güneş gömmeye çalışan biri, bir insan, peki ona bunu yazdıranlar ne olabilir diye düşünüp düşünüp verdiğim cevap ise açık ve net, ifade edememezlik. Peki ben şimdi cehennem isimli virajın neresinden döneyim ?
ulan bunun manifestolu yanı nerede diyelim mi ağzımızı ayran budalası gibi aça aça..
Bunun manifestosu, "
kimler kimleri yormuşsa, yorgunlar ve yoranlar aynı masada olupta sırtlarını kapı komşusu yapmışsa tüm suç bu salaklıktadır."
Fotoğraf ve yazı arasında ki köprü kısmı
ikimizinde o kadar ortak paydada hataları ve yarım kalmış yaşanmışlıkları var ki, bir adım öne geçmek yerine omzuna omzumun çarptığı bi herif olup çıkmak üzereyim.
bundan utanacak halim yok tabi ki hatta elimde olsa etiket gibi enseme yapıştırıp gezerim bile ama, ya ikimizde yine son nefeste en sevileni haykırırken ona ulaşamazsak...Seninde benim kadar canım acır mı ?
Hepinize Sevgiyle
ama ona +1...




.jpg)